www.nurkucukdemirci.com

  • Rastgele
  • Arşiv
  • RSS
  • Ask me anything

HER ŞEY OLACAĞINA VARIR…

Bir arkadaşımın bir gözleminden bahsetmek istiyorum. (Bir ben gözlem yapmıyormuşum demek ki.) Halojen lambalardan bahsetmişti. Böcekler, sinekler falan karanlıkta gidip o lambaya konuyorlarmış ve lambanın sıcaklığından sinekler ve böcekler ölüyorlarmış. Arkadaşım onların farklı yollardan ölüme kavuştuklarına tanık olmuş ve bizlerin de acaba hiç uğraşmadan doğrudan halojen lambalarımıza konarak huzura kavuşmalı mıyız?” dedi. Ben aslında bu konuya farklı bir açıdan baktım biraz. Herkes amacı doğrultusunda ilerlemeye çalışıyor bir şekilde ve herkesin neredeyse yolları çok farklı. Tıpkı o böcekler gibi. Ve onlar ışıklarını görür görmez farklı yollardan ona ulaşmaya çalışıyorlar ama ulaştıklarında ise sonları hiç hayırlı olmuyor… Acaba bir insanın da amaçlarına ulaşması böyle bir şey yaratır mı? diye düşünmeden edemiyorum. Hani eğer amaçlarımı gerçekleştirirsem hayatta başka yapacak bir işim kalmadığı için yaşamak istememe düşüncesi gibi. Gerçi insanlar sadece amaçlarını gerçekleştirdikten sonra böyle arzulara bağlanmıyorlar ki. Amaçsız olanlar da, amaçları olan da düşünüyor bunu… Her birimizin hayata farklı bakabilmesi aslında çok güzel bir şey… Düşünsenize her birimizin hayata baktığı pencere aynı olsaydı ve hatta aynı büyüklükte olsaydı, o zaman farklı fikirler nereden doğabilirdi? İnsanlar kişiden kişiye değişir ve o zaman bu farklılık da olmasa ortaya atılan düşünceler, yapılan icatlar, tüm fikirler hep aynı olurdu ve belki de gelişme gösterilemezdi. Bazen çok iyimser olduğumu düşünüyorum ve kendimi bu durumda sorgulama gereği hissediyorum. “Acaba gerçekten iyimser miyim yoksa iyimsermişim gibi mi davranıyorum?” diye. İnsan çoğu zaman içindeki sesi duyamıyor. Hep deriz içinizdeki sesi dinleyin diye ama o ses bazen o kadar sessiz ki duyulmuyor işte. Bunu bir kolay yolu varmış gibi düşünsem de bulamıyorum doğru cevabı ya da doğru yolu… Ama soruma bir tarafım gerçekten iyimser olduğum için iyimser olduğumu söylüyor, diğer tarafım ise biraz susuyor ve sonra daha da susuyor. Bu sessizliğin bir anlamı olmalı diye düşünsem de, gerçekleri bir türlü yakalayamıyorum. Sadece bu gibi şeylerde değil, birçok konuda içimizdeki sesin duyulmaz olduğunu hissederiz ve işte bu yüzden kararsızlık diye bir şey var. O içimizdeki ses eğer çok net duyulsaydı kararsızlık diye bir şey olmazdı belki de… Sessiz kalsak ve gerçekten içimizdeki dinlemeye çalışsak, o zamanda içimizdeki sesleri gerçekten duyduğumuzda acaba içimdeki ses yalan söylüyor olabilir mi? diye hiç aklınıza geliyor mu? Benim aklıma geliyor… Ama sonrasında susuyorum ve yalan mı değil mi ona da karar vermeye çalışıyorum. Benim içindeki asıl ben bana yalan söylemez diyorum ve ona göre düşünüyorum. Hayat aslında gerçekten çok garip ve bir insana gerçekten neyin iyi geleceğini bilemezsin. Ya başkaları sana iyi gelemeye çalışır, ya da sen başkalarına iyi gelemeye çalışırsın ve belki de bu şekilde bir düzen tutturulur… İçindeki ses çok konuştuğu dönemlerde çok acı bir çelişkiye düşersin, bir tarafında iyi gelebileceği düşüncesiyle birlikte gelecekten habersiz olmak, yarın ne olacağını bilememek de ürkütür seni. Belki de bunun tek yolu, her şeyi olduğu gibi bırakmaktır. Her şey olacağına varır…

  • 1 yıl önce
  • 7
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

7 Notes/ Hide

  1. nurkucukdemirci bunu gönderdi
← Önceki • Sonraki →

Hakkında

heryerdeyim ve herşeyin içindeyim. sınır yok. ayrıca kendini sevenlerdenim... Follow nurkucukdemirci on Twitter
free hit counter
free web counter

Get Your Own Visitor Globe!
  • @nurkucukdemirci on Twitter
  • Facebook Profile

Twitter

loading tweets…

  • RSS
  • Rastgele
  • Arşiv
  • Ask me anything
  • Mobil

Effector Theme by Carlo Franco.

Tumblr kaynaklı